7 Temmuz 2012 Cumartesi

Dünya meselesi:İlk 6 ay değenlendirmeleri

Herkese selamlar ,
Uzunca bir süre bloğuma yazı yazamadığım için fırsat bulup yazmanın vakti geldi dedim.
Konular çoğaldı aslında ama nerden başlamak lazım düşünüyorum.Sıraya koysamda neye yarar sıra uzunmu uzun :) .
Senenin ilk 6 ayını değerlendirmek , ekonomik göstergeler , Suriye ile yaşanan kriz ,gelecek 6 ayın planlanması olarak sıralamak doğru olur.

Senenin ilk 6 ayı kesinlikle sıkıntılı geçti diyebilirim.Özellikle Avrupa ülkelerinin borçlanma sorunları senenin başında gündemi çokça meşgul etti.Konunun özünde aslında çok basit bir nokta var.Avrupa birliği ülkeleri her sene bütçelerini , iç ve dış borçlanma kaynaklarını bildirirken bu borçlanmaların ne şekilde geri ödeneceğine dairde bildirimlerde bulunurlar.Bu sebeple ortaya çıkan bu borç krizleri de evvelden müdahele ile önlenebilir duruma gelir.Geçen seneden kanamalı yarası olan birkaç ülke artık bu konuyla baş edemeyince
AB nin ilk gündemi yerleştiler IMF zaten gökyüzünde uçan akbabalar gibi leşi görmesi yeterli olduğu için hemen bütçe çalışmalarını yapıp ülkelerin kapısını çaldı.Ülkelerde bu duruma cevaben dış borçlanma seçeneklerinden devlet tahvillerini ihraç yoluna gittiler,sonuçta belli bir alım yakaladılar ama başka bir dış güç sayılabilecek kredi derecelendirme kuruluşları ilgili ülkelerin notlarını hızla düşürünce tahvil faiz oranları aynı oranda artmaya başladı tutunamayacak noktaya gelene kadar bu kaldıraç hep çalıştı.Bu noktada başarılı olamayan ülkeler , ülke içi kamu kaynaklarını kısmaya hizmet kalemlerini düşürmeye kadar giden ekonomik mali kemer sıkma politikalarına başvurdular.Ama açık büyükken bu önlemler pekte faydalı olmadı ve beklenen son iflas bayrağını çektiler.Başta Yunanistan bu dalgayı başlattı,yanında İrlanda arkasından İtalya,Portekiz,İspanya derken sayı hızla arttı.Avrupada üretim kalemlerinin hızla Uzakdoğu'ya kayması iş güçünün atıla dönmesi ve çalışan kesimin azalması , Fabrikalardan çıkarılan işçilerin başka iş kollarında çalışan iş gücüne kazandırılamaması gibi sonuçlar toplumsal ayrıma ve sınıflar arası ideolojinin tekrar oluşmasına kadar uzandı.Avrupa birliği toplantı üstüne toplantı yaptı ve acil müdahale paketlerini açıklasalar da işin özünde üreten ülke pozisyonundan yiyen ülke pozisyonuna dönen ve hızla yaşlanan avrupa ülkelerinde tükenen değerler sonunu aslında kendisinin getirdiği bir sisteme dönüşüyor.Sorunlu ülkelerin avrupa ülkelerinde üreten pozisyonda yer alan Almanya , Fransa , İngiltere gibi ülkelere kambur olması ve borçlanma için kaynak oluşturulması zorunluluğunu doğurdu.AB topluluğu içinde halledilmesi gereken kredi açılması ve sorunlu ülkelerin tekrardan düzene girmesi borçlarını ödemesi için gereken en yakın süreler 5-10 yıl gibi görünüyor.Almanya bu konuda tavrını sürekli sertleştirse de , Avrupa'da yatırımı olan şirketler bu yatırımlarında minimum zararla diğer kıta ülkerine doğru kayıp zararını ortalamaya çalışıyorlar.Sorunlu Ülkelerin devlet tahvillerinde ağır yaralar alan yatırımcılar kendilerini ortadoğu'ya , Türkiye ve çevre ülkelere , hatta afrika kıtasına kadar uzanmak zorunda kaldılar.Sonuç olarak riski yükseltip karınıda yükselterek farklı planlamalarla Avrupadan biraz uzak kalarak kaynak sıkıntılarını biraz olsun askıya alma gereği duydular.Dünyanın farklı noktalarında yatırımları olan şirketlerde bu yatırımlarını satarak Avrupadaki kendi borçlanmaları içinde kullandılar.Toparlanma sürecine giren sorunlu Avrupa Ülkeleri için yatırım şansıda Türk yatırımcılara da doğmuş oldu aslında . Ülkemizde yaşanan resesyon ve mali krizlerden fırsat maliyetiyle kara çeviren şirketler Avrupanın yolunu çoktan tuttular.Bankacılık sektöründe ülkemizdeki sıkı mali politikalardan nasibini alınca sıkışık ve bir o kadarda güvenli bir bankacılık sistemi inşa edildi.Zorunlu karşılık oranlarında değişime gidilmesi kontrollü bir mali yapıyla buluşunca bizim bankalar kar açıkladılar ve Dünyanın gözünü ülkemize çekmeyi başardık olarak özetlenebilir.Sürekle Avrupa dememek için yakınımızda sönmeyen ve arap baharı denilen aslında arap ızdırabı olan kuzey afrika ülkelerinde yaşanan toplumsal ayaklanma ve iç savaş tehditleri hızla alevlenince ister istemez bir yenilenme ve reforma gitti.Belli bir kısmı müdahele ile belli bir kısmı ise iç tahriklerle yeni bir dünya düzeni oluşturulmaya çalışıldı.Ülkelerin reforma hareketleri sandıcı,kanlı ve bazı değerlerden vazgeçerek olması üzücü olsada halk artık eski düzeni ve insana değer vermeyen bir anlayışı terk edip çağdaş ve global bakış açıları ile dünyayı yakından takip edecek konuma gelmek istiyor.Tabiki her özgür insanın talep ettiği ve hakkı olan bir değer.Özgür yaşamak,özgürce düşünmek bu kavramlar dünyanın heryerinde böyle olmalı diyerek diğer konularada değinmek istiyorum.Çünkü Avrupa ve finansal sıkıntılarını değerlendirme derlemek ve özetlemek sayfalar dolusu mali veri ve yorumlarla yapılması gerekiyor Benim yazdıklarım sadece gözlemlerimi özetlemek diyebiliriz.
Suriye krizi konusunda krizmi yoksa BM'nin yanaşmak için Türkiye'yi kullanma çağrıları mı açıkcası pekte karar veremedim.Suriye ülke olarak sakin ve dengeli yürüttüğü dış politikalarıyla sessiz sedasız ilerleyen bir ülke izlenimi versede Irak'da yaşananlardan Amerika'nın bölgede etkin rol oynama istediğinden tedirgin olmuş olmalı ki duruşunu sert bir tavırla göstermeye başlamıştır.Suriye'de yaşanan iç savaş yada yapay oluşturulan halk isyanı diyelim ülkenin aslında reform isteğini tetiklemeye yetti.Esad'ın önderliğindeki muhafızlarda bu duruma sert yaklaşınca aslında Suriye gerçek gerçek sınavını vermeye başladı.Ben genellikle isyan , halk ayaklanması , protesto gösterileri gibi kavramları ülkelerin iç işleri olarak değendirmeleri gerektiğine inandığım için kol kırılır yen içinde kalır atasözünü bu olayla bağdaştırmayı uygun gördüm ama global ve sınırların aşıldığı yeni dünya görüşünde dünyanın her noktasında olan olaylardan tüm dünya aslında bir şekilde etkileniyor ve oluşan kamuoyunda ortak tavırlar ve değerlendirmeler meydana çıkıyor.Sınırlar kalktığı için ülkeler şeffaf ve insana değer veren toplumlara ılımlı bakıyor.Sizin bakış açınızda etkilenebiliyor, tabiki medya faktörünü de unutmamak lazım  medyada yer alan herşey aslında doğrudur imajıda yeterince yanlış olduğu içinde pekte inanmamak hatta mümkünse araştırma yapmak gerekiyor.Herkesin kendi iş işleri kendisi bağlar.Makro düzeyde de her ülkenin iç işleri kendi ülkesindeki adil seçimlerle, yasama ve yürütmeyle sağlanmalıdır.Şu gerçeğide unutmamak gerekiyor.Irakla başlayan Ortadoğu planlaması Suriye ile devam edip , Filistin ve çevre arap ülkeleriyle devam edip bir kaosa doğruda sürüklenebilir.Bu kıyamet senaryosu olabilir ama sonucun bu şekilde olmasıda olasılıklar dahilinde Çin ve Rusya faktörleri de bu plana dahil edilirse kesinlikle 3.dünya savaşı senaryosu bu şekilde ateşlenebilir düşünmeden kendimi alamıyorum.

Avrupa birliği borç krizini açıkladıkları kurtarma paketleriyle biraz yatırımcıya nefes aldırmayı başardılar ve hisseler tekrardan yükselmeye başladı.Borsalarında genel olarak bu ılımlı havayı sürdürme kararı tansiyonu düşürdü ama peki son 6 ayda neler yaşanacak bu krizin derinliğini şu anda gelinen noktadan da derin olabilir.Şu an sular durulmuş durumda umarımda böyle iyimser devam eder.Londra metal borsası'nda oluşan değer artışıda diğer metallerde tetik etkisi yaratması kuvvetle muhtemel 8.000 seviyesini mutlaka görmeye çalışacaktır.Krizin tekrarlanması durumunda da 8.500 seviyesine kendisini getirebilir.Unutmadan Hindistan ve Çin alımlarının geçici değer yükseltmesiyle tetikleme yapabileceğide cebimizde nasihat olarak bulunması gerekiyor.Öte yandan yeni bulunan bakır madenleri ile 8.000' in altında devamda edip seneyi serinde kapatması beklentiler dahilinde.

Ülkemize gelince borsa konusunda 2. cari dönemde kar açıklamaları gelir beyanları ve kurumsal şirketlerin değer yenilemeleri hareketli günleri getirecektir.Usd kurunda yapay müdahaleler ile yükselmesi bekleniyor.Konut sektöründe beklenen satışların gerçekleşmemesi fiyatlarda dengesizliğe yol açabilir , ki fiyat düşümleri olmassa hızlı satışlarla fonlama sağlayamayan inşaat şirketleri kendilerini batağa sürükleyebilir.O teraziyi iyi ayarlamak gerekiyor.İleri fonlama planlamalarını iyi yapmalılar.

Tabi bugünden geleceği yorumlamak zor olsada göstergeler bize bazı tahminler yapmayı ön görüyor
Herkese iyi günler ve mutlu bir yaz diliyorum.
Hoşçakalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Lütfen yorumunuzu yazınız.Unutmayın yorumlarınız düşünceleriniz aynasıdır.