31 Mart 2012 Cumartesi

Fuar : WİN 2012 fuarı izlenimlerim

Bugün Win Fuarına gitmeyi iple çekiyordum.Nihayet ofisten çıkıp Kemal'le beraber yola koyulduk.Bu arada Win fuarını kısaca anlatmak gerekirse fuar 2 fazdan oluşmakta
1.faz
  • METAL WORKING (17. Uluslararası Makina İmalatı ve Metal İşleme Teknolojileri Fuarı)
  • WELDING (12. Uluslararası Birleştirme, Kaynak ve Kesme Teknolojileri Fuarı)
  • SURFACE TREATMENT (6. UluslararasıYüzey İşleme Teknolojileri Fuarı)
3 ayrı fuardan oluşmakta sektörümle ilgili olan
2. faz


4 ayrı fuardan oluştadır.2.fazda otomasyon,electrotech bölümlerini birebir gezme ve gözlemleme imkanım oldu
fuarda 7,8,3,4,5 salonlarda ağırlıklı olarak bizi ilgilendirdiği için zamanımın büyük bir çoğunluğunu bu salonlarda geçirdim.Fuarda bu sene geçen seneden farklı olarak katılımcılardaki farklılık diyebilirim.Fuardaki ziyaret ettiğim firmalar ,
Nexans
Ören Kablo
Entes
Bemis
Parça Kablo.net
Federal
Sayport
Klas Kablo
2m kablo
Er-se Kablo
Halukabel
Lapp Kablo
Girişim Elk
Makel
Gerpaas
Ünal Kablo
Vatan kablo
Despan Pano
Has Çelik
Vekmar
Yapıtaş Kablo
Euro Power

Hatırladıklarımı yukarıda yazdım Hatırlayamadıklarımı ileride yazımda düzeltme yaparak ekleyeceğim.
Fuarlar hakkında genel yorumum şu şekilde,bu seneki fuar bana daha canlı geldi.Gelen yabancı kitlesi arap yarımadası çevresinden gelmesi muhtemel bir beklentiydi.Geldiğini duyunca sevindim.Arap sermayesinin Türkiye'ye katkılarını ve gelecekteki bu varlığın Türkiye'nin ekonomisine getirilerini her beraber göreceğiz.Benim şimdiden şimdiden gözlerim açıldı.Bu arada marka olmak için Yurtiçi ve yurtdışında ticaret yapacaksanız mutlaka win fuarına katılın derim.Win fuarı hem uluslararası ziyaretçiler sayısı hemde yurtiçi ziyaretçiler sayıları ile sektörü gerçekten bir çatı altında topluyor.Fuarların genelde tek tek yapılması hazmı konusunda rahat olsada bu şekilde yapılan komplike fuarlarda zaman açısından sezon açılmadan tek çatı altında 2 gününüzü tam ayırdığınızda iş bağlantılarınızı yapacağınız ve teknolojik gelişmelerden haberdar olacağınız bir platform oluşturuyor.Zaman konusunda geçen yazdığım notları hatırlarsanız az zamanda çok iş yapabilmek ve zamanı iyi kullanabilmek için bu tip aktivitelerin yapılması beni yüreklendiriyor.Fuarda firmaların çeşitliliği ve rekabet düzeyi en iyiye ulaşmamızda görünmeden de olsa bir kalitenin kendiliğinden yakalanmasını sağlıyor.Sektörümüzde kalitenin ön plana çıkması ve Türk üreticilerin artması Dünya oyuncuları arasında yer almamızı sağlayacağını düşünüyorum.Bu kararlılıkta ve anlayışta yürüyen tüm firmaları destek ve takdir ediyorum.Herkese selamlar saygılar.



30 Mart 2012 Cuma

Gurme : Penne Makarna

Şimdi köri soslu tavuğun yanında penne makarna iyi gider diye düşündüğümden yazma gereği duydum.
Makarna seçimi konusunda italyanlar hassas olabilirler ama eve akşam gelmişseniz açlıktan ölmek üzereyken işin sanatını değil karın gurultunuzu takip ediyorsunuz.Barilla'nın büyük bir çok markette satışa sunduğu şu kağıt kutuda satılan penne olanı denemenizi öneririm.Zira diğer makarnalara göre daha lezzetli diyebilirim.Tabi ülkemde çok güzel makarna üreticileride var onlar herzaman ön planda ama italyanlar bu işi iyi beceriyorlar.Neyse püf noktalarından bahsedeceğim.Makarna paketinin tamamını yada bir kısmını kullanacaksanız su seviyesine dikkat etmeniz gerekecek,Şöyleki yayvan bir tencerede yapıyorsanız bu ideal bir pilav tenceresi olabilir.makarnayı tencereye dökün ardından kaynar suyunuzu üstüne dökün ama suyun seviyesi makarnanın üstüne olmasın tam üstünü kapatsın kafidir.tencere kapağı az açık olması gerekiyor çünkü makarnalar haşlanırken hamurlaşmasın diye bu yöntemi uyguluyoruz.devamında bir yemek kaşığı zeytinyağı koyup yada 2 bu sizin elinizde tencerede kaynama işlemi başlıyor devamında tuz koyup koymama fikri biraz şaibeli tuzu koyarsanızı kaynama derecesini etkiliyor daha geç aslında yemek pişiyor ama tuz koymassanız tuz kristalleri yiyeceğe işlemiyor ben koyma taraftarıyım.üstüne tuz ekledikten sonra takribi 10 dk kaynıyor fakat su seviyesi kaynama devam ettikçe azaldığından en temizi tenceredeki makarnalar şişmeye başladığında su seviyeside iyice bitmeye başladığında pişirme işlemi bitmiş demektir 10 dk beklemeye gerekte yok .dibinde biraz zeytinyağı karışımlı su olmasına dikkat etmeniz gerekiyor farkındaysanız suyunu süzün demedim çünkü lezzeti suyunda o su da dibinde biraz kalmalı.İsteğe göre tereyağı da koyanlar var ben koymuyorum.Ben aksesuar diyorum baharat ve soslara aksesuar olarak erzincan kırlarından gelen kekikleri kullanıyorum.Mümkün olduğunca pakette kekik almayın kekiğin lezzetini ve kokusunu kaybediyor.semt pazarlarını kullanın.Köride koyabilirsiniz.extra olarak nar ekşisi kullanmanızda yarar var .Afiyet olsun.

Gurme : Köri soslu tavuk

Herkese selamlar geçenlerde picassa'da fotoğraflara bakarken bir fotoğraf dikkatimi çekti paylaşmak istedim sizlerle.İlk denemelerimden biri olan Köri soslu tavuk fotosu. Ben elinin körü tavuk diyorum.Uzun uzun tarif vermeyeceğim . Ama ilk yaparken körinin ayarını iyi yapmanız lazım çünkü fazla koyduğunuzda acılı yemekler seviyorsanız size değil ama diğer misafirlere sorun yaratabilir.500 gr gibi bir tavuğa 2 çay kaşığı yeterli oluyor.pul biber eklemeyi de unutmayın.Bu arada nar ekşisi yada balzemik sirke ile tadını zenginleştirebilirsiniz.Ben genelde ikisinide kullanıyorum.lezzetli oluyor Krema olarak sek yada pınar'ı tercih etmenizi öneririm.ufak hazır paketlerden 1 tanesi işinizi görüyor.zeytinyağı kullanmaya özen gösterin inanın tavuğun tadını çok değiştiriyor.Nerdeyse tarifi verdim sayılır.:)Herkese afiyet olsun diyeyim sonunda tam olsun.


26 Mart 2012 Pazartesi

Yeni İş Kuran Girişimcilerin Yaptıkları 10 Hata


Başarılı bir işe nasıl başlanır sorusuna net cevaplar verebilecek bir rehber henüz oluşturulmamış olsa da yeni kurulan şirketlerin sıkça yaptığı hatalar dikkate alınması başarıya yardımcı olabilir.

1.Tek Başına Olmak

İş geliştirme sürecine dahil olan tek kişi sizseniz, o projenin şekillendirilebilir olmasını beklemek biraz umutsuzca olabilir. Halkla ilişkiler, danışmanlık ya da web tasarımı gibi şirketleri kurmak cüzi miktarda sermaye gerektirse de yönetici asistanı, satış temsilcisi ve hatta deneyimsiz çalışanları işe almak bile ilk aşama büyük bir maliyet yükü getirecektir.
Ancak yine de, diğer insanları işin içine dahil etmenin işi daha kârlı hale getirebileceği fikrini değerlendirmeye almanız da fayda var.

2. Çok Fazla Kişiden Tavsiye Almak

İşinde uzman kişilerden tavsiye almak her zaman için faydalıdır ve özellikle başarılı adımlarla şirketlerini zirveye taşımış insanlar, bu sayede henüz kuruluş aşamasında şirketlerinin önünü açabilir. Ancak aynı konuda çok fazla insanın fikrine danışmak, kendi kararınızı ertelemenize ve şirketinizi kuruluş aşamasından bir adım ileriye götürememenize neden olabilir.

3.Sonuç Getirmeyecek Ürünlere Çok Para Harcamak

Başarılı bir şirketin temeli genelde başarılı ürünlerle atılır. Ancak bir ürün üzerine çok fazla zaman harcayan girişimciler, ürün yerine satış organizasyonuna odaklanan rakiplerinin karşısında geride kalabilir.
New York merkezli yayıncılık şirketi Atma Global’ın CEO’su Sanjyot Dunung, girişimcilerin hayallerine çok fazla zaman ayırıp, başarılı bir satış ekibi oluşturmamanın kariyerinin ilk aşamalarında kendisine pahalıya patladığını söylüyor.

4. Çok Küçük Bir Piyasayı Hedef Almak

Girişimcilerin ilk işlerinde her zaman daha küçük kitleleri hedef alarak adım attıkları görülür. Ancak yapılan işin başarılı olup, hedeflediği piyasaya sığmamaya başlaması durumunda bazı sıkıntılar baş gösterebilir. Bu yüzden en iyisi, şirketinizin payı küçük kalsa bile daha büyük piyasalar hedeflemek ve ona göre temkinli adımlar atmak olacaktır.

5. Bir Piyasaya Dağıtıcı Ortak Olmadan Girmek

Halihazırda sizin adınızı duyuracak, aracı kurumlar, üretim temsilcileri ya da halkla ilişkiler şirketlerinin bulunduğu bir piyasada yükselmek, yeni girişimciler için oldukça kolaydır. Tekstil, gıda, medya ve diğer büyük sektörlerde işler genelde bu şekilde yürür. Ancak diğerleri o kadar şanslı olamayabilir. Bu yüzden bir işe başlamadan önce, işinizin önünü açacak ve sizi yönlendirecek kurumların bir listesini yaparak işe başlamak çok daha avantajlı olabilir.

6. Müşterilere Çok Para Ödemek

Reklam için çok para harcamak, potansiyel müşteri sayısını artırabilir ancak şirketinizin reklamlara harcadığı parayı kasasına yansıtamayacak durumdaysa, bu bilançoya zarar yazmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Bu yüzden, reklam harcamaları konusunun ince elenip sık dokunulması ve her türlü alternatifin değerlendirilmesinde büyük fayda var.

7. Küçük Bir Sermayeyle İşe Başlamak

Yeni kurulan birçok şirket sadece ofis kiralamak, gerekli ekipmanları satın almak ve müşterileri kapılarına getirecek reklamlar hazırlamak için paraya ihtiyaç duyacaklarına inanır. Ancak, çalışanlarına ödeyecekleri maaşları, vergileri ve sigorta bedellerini hiç hesaba katlamazlar. Bu yüzden, şirketin kuruluş aşamasında her türlü hesaplamanın yapılması gerekir.

8. Çok Fazla Sermayeyle Başlamak

Kulağa çok doğru gibi gelmese de, bir işe çok fazla sermayeyle başlamak da zaman zaman sorun yaratabilir. Ellerinde çok fazla nakit kaynak olan şirketler, çok gereksiz harcamalar yapıp, ellerindeki kaynakları tüketme riskiyle karşı karşıya kalabilir.

9. Bir İş Planı Olmadan İşe Başlamak

Bütün şirketlerin resmi bir iş planı yapması gerekir. Yeni şirketler ise büyümek için ciddi oranda bir sermayeye ve ne zaman kâr etmeye başlayacaklarını ve hedefledikleri noktaya nasıl varacaklarını gösterecek ciddi iş planlarına ihtiyaç duyar.

10. İş Planı Üzerine Çok Fazla Düşünmek

Bazı girişimciler, gözü kara bir şekilde temelsiz planlarla işe başlasalar da bazıları atacakları adımlardan yüzde 100 emin olmadan harekete geçmemeyi tercih eder. Bu şekilde önlerine çıkar fırsatları kaçırıp, ince eleyip sık dokumanın bedelini oldukça ağır bir şekilde ödeyebilirler.

Bilgiler www.kobidestek.org sitesinden alıntıdır.Yazmak istediklerimi kısaca toparlayan bir kaynak varken kullanmayı tercih ettim.

Pazar günlüğü : Aynalı kavak kasrı

25,03,2012 tarihinde geçtiğimiz pazar günü hem pazar günü kahvaltı yapalım hemde kültür hazinemizden bir doku olan aynalı kavak kasrını gezelim dedik birde üstüne sizler için fotoğrafları çekim dedim.Öncelikle kısaca bir kas'rın geçmişini anlatayım.Sonrasında görüşlerimi de yazacağım.


Üç yüzyıl boyunca Haliç kıyılarını süsleyen ve günümüzde Aynalıkavak Kasrı adıyla tanınan yapı, Osmanlı İmparatorluğu Döneminde “Ayanalıkavak Sarayı” ya da “Tersane Sarayı” olarak bilinen yapılar grubundan günümüze ulaşabilen tek örnektir.
İstanbul’u tanıtan tarihsel kaynaklardan, yörenin Bizans Döneminde de imparatorlara ait bir dinlenme yeri olduğu anlaşılmaktadır. Haliç kıyılarından Okmeydanı ve Kasımpaşa sırtlarına doğru gelişen bu büyük bağ ve koruya; İstanbul’un fethinden sonra, Fatih Sultan Mehmet’ten başlayarak padişahlar da ilgi göstermiş ve Osmanlı İmparatorluk Tersanesi’nin Kasımpaşa’da kurulup gelişmeye başlamasıyla birlikte yöreye “Tersane Has Bahçesi” adı verilmiştir.
Buradaki yapılaşmaların tarihi, Sultan I. Ahmed Dönemine (1603-1617) dek inmektedir. Tarihsel süreç içinde çeşitli padişahların yaptırdığı kasırlarla gelişen ve “Tersane Sarayı” olarak anılan bu yapılar topluluğu; 17. yüzyıldan başlayarak “Aynalıkavak Sarayı” olarak da adlandırılmıştır.
Saray bütünü içinde yer alan ve Sultan III. Ahmed Döneminde (1703-1730) yaptırıldığı sanılan Aynalıkavak Kasrı, Sultan III. Selim Döneminde (1789-1807) yeniden düzenlenmiş ve bugünkü görünümünü kazanmıştır. Yapı; Divanhanesi, Beste Odası ve bu mekânların pencerelerini dolanan Yesarî’nin talik hattı ile yazılmış, Kasrı ve III. Selim’i öven, dönemin tanınmış şairleri Şeyh Galib ve Enderunî Fazıl’a ait şiirleriyle 18. yüzyıl mimarlık örnekleri arasında özel bir yer almaktadır.
Deniz cephesinde iki, kara cephesinde tek katlı kütlesiyle Osmanlı klasik mimarlığının son ve ilginç yapılarından biri olan Kasır; süsleme açısından da çağının beğenisini yansıtmakta, özellikle besteci Sultan III. Selim Dönemi kültürünün pek çok öğesini bünyesinde barındırmaktadır. Öyle ki, bu kültürün başlıca simgeleri olan sedir ve sedirimsi kanepe, mangal kandil gibi mobilyalarla döşeli olan odalar, bugün yok olmuş bir yaşam biçiminin görünümlerini sergilemektedir. Günümüzde bir müze-saray olarak ziyarete açık tutulan Aynalıkavak Kasrı’nın zemin katı, Sultan III. Selim’in besteci özelliği de göz önünde tutularak, Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunan görsel kaynaklar ve kimi kurum ve kişilerin armağan ettiği çalgıların bir araya getirilmesiyle “Türk Çalgıları Sergisi” mekânına dönüştürülmüştür. Kasrın bahçesindeyse, özellikle yaz aylarında konuklara yönelik kafeterya hizmetleri, klasik Türk Sanat Müziği örneklerinin seslendirildiği Aynalıkavak Konserleri ile ulusal ve uluslararası nitelikte resepsiyonlar verilmektedir. 

Yani kısacası padişahın kısa gezileri,dinleme ihtiyacını karşılamak için yapılmış.Tabi devamı daha da güzel burada sadece dinlenme yeri diyemeyiz çünkü sanat açısından ve edebi eserleri de düşündüğümüzde dinlenmenin yanında musiki ye verilmiş olan eserler bence daha da değerli kılıyor.Değerli arkadaşım Özhan sayesinde kasır ve saraylar dizimizi gerçekleştirmeyi planlıyorduk.Bu diziye başladığımızdan bu yana Beylerbeyi sarayı , küçüksu kasrı , kasr-ı humayun ve devamında aynalı kavak kasrına ulaştık. Diğerleri hakkında bir flashback yapıp geriye dönük olarak diğer yerleri de tanıtacağım.Bu kasrın en büyük özelliği musiki ve edebi eserler açısından bıraktığı değerlerdir.Musiki üzerine verilen fasıl ve dinletiler bu kasrı diğerleriniden ayırıyor.




Kasrın dışardan görünümü milli sarayların yeniden restorasyona koyduktan sonra çektim.Daha öncesinde bakım çalışmaları devam ediyordu .

Dışarıdan görünüm. Gördüğünüz uzun yol parke taşlarla düzenlenmiş.Çok temiz ve güzel olmuş açıkcası

 güneş üstüme vurduğunda güzel bir görüntü oldu . :)
 Kasrın güneş görmeyen yanı.
Padişahın koltuğu.Padişahın dışarıdan gelen misafirleri karşılamadığını belirtmek isterim.Bu konuda şöyle bir yöntem geliştirilmiş.Misafirler geldiğinde içeri buyur edilir.İkramlarda bulunulurmuş.Arkasından padişah gelir herkes ayağa kalkar ve padişahı selamlarlarmış.Çünkü padişah misafirden önce geldiğinde herkes ayağa kalkacağı için sorun yok ama padişah misafir geldiğinde de ayağa kalkamıyacağı için bu yöntem geliştirilmiş.Dipnot padişah kimsenin önünde ayağa kalkmaz.bu devlet geleneğidir.Herkes onun önünde ayağa kalkar.

Çalışma masası , toplantıda yapılıyormuş .

Padişahın koltuğunun yanındaki koltukta sadrazam ve diğer üst rütbeliler ve korumalar yer alıyormuş

Padişahın koltuğu hemen karşımda . sağdakii masa zamanın çalışma masası şu anki bilgisayarın yaptığı işleri yapıyormuş.masa,sehpa sedef işlemelir.değeri bana göre ata mirası olduğu için paha biçilemez.

koltukların alt kısımlarında görünüyormu bilemiyorum ama tekerlekler mevcut bu ayrıntı çok önemli bu yapı 1700'ğn başında yapıldığını düşündüğümüzde ve hala ol tekerlekler çalıştığını düşündüğünüzde bu gerçekten inanılmaz şu an ki dünyada bir tekerler kaç sene dayanıyor birde bu koltuklardakine bakın derim.metal tekerlekler var hem padişahın koltuğunda hemde oturulan diğer sandalyelerde

Padişahın dışında diğer devletin ileri gelenlerinin dinlendiği yerler ortadaki semaver görünümlü şeyi mangal diye tarif edebiliriz.


çay soğumasın diye , yada nargile közü içinde soğumasın diye yapılmış aynı zamanda ortamıda ısıtıyor.



camlar renkli ve özel yapım içerinin aydınlık olmasını da sağlıyor.çok fonksiyonlu olmuş bu arada aydınlarma işleri daha önceden yani elektik gelmeden önce gazyağı ile yapılıyormuş ve gündüz gelinen bir yer olduğu için akşama kalmadan terk edildiği için aydınlatma olarak camlar büyük tutularak aydınlatılmış.Kasırlar genelde günü birlik akşam gece kalınmadan ayrılılan yerler olduğu için fazla aşınma yıpranma olmamış.Başka bir ayrıntı yerler hasır ve yaklaşık 300 yıldır yerde olan hasırlar gördüm.İnanılmaz ve tarih sizin yanınızda duruyor.Mutlaka gezin derim .neden hasır derseniz nemi alması için bugün dolmabahçe sarayında bile hasır kullanılmıştır.ek bilgi

Gelecek haftasonu başka bir yerde buluşmak üzere ...



24 Mart 2012 Cumartesi

Herkese selamlar

Beni izleyen herkese selamlar.
Anlatılacak onca şey varken nerden başlayacağımın planlarını yaparken bir yandan da blogda yazılarımın da yayınlanması gerektiğini düşündüm.Zaman kaybetmek kadar pahalı bir şey yoktur hayatta.
Hayatımız insan ömrü yapılan araştırmalarda belirtilen şunca saati uyku şunca saati çalışma şunca saati eğlence diye böldükleri bilimsel veriler yerine daha gerçekçi nasihatlar almayı yeylerim diyenlerdenseniz.Dinleyin o zaman uyku dışında kalan zamanı çalışma zamanlarını (tabi çalışan kesimseniz) çıkartın öğlen yemeği akşam yemeğini de çıkartın ne kalıyorsa diyelim ki 24 saat 7 saat uyku 8 saat çalışma birde işe gidiş geliş en iyi ihtimal 2 saat 1 saat de yemek yemeye ayırsanız 7+8+2+1=18 saat kalan 4 saat size paşalar gibi yeter desem ne dersiniz ?
Yazıyı okuyanları duyar gibiyim deli mi bu adam diye :) korkmayın şaşırmayında inanın yetecek
Ana konu nedir biliyormusunuz hayatınızı planlamanız ama klişe bir şekilde değil yapacağınız tüm herşeyi alt alta listeleyin sonra 4 saatinizi bu listeden ne istiyorsanız seçin aynı cebinizdeki 5 lira ile neler alabilirim derdik ya eskiden (çocukken) paramızın yettiği kadarını almayı bunun gibi bir şey dediğim listenizden yaptığınız aktivitelerin üstünü çizin zaman ilerledikçe herşeyi aslında yapabildiğinizi göreceksiniz yalnız inanmak şu dünyadaki en güçlü anahtar bu anahtarla her kapıyı açabilirsiniz.Bunu bir düşünün arkasından uygulayın derim.Zamanı satın almak gibi bir konu hakkında geçen görüşürken patronlar zamanlarını başkaları almasınlar diye personel çalıştırdıkları gerçeğine ulaştık bu gerçek bir tanımlama bu doğru aslında çalıştığımız şirket sahipleri bu işleri yapabilecek donanımda ama neden yapmıyorlar diyenlere cevabım şu çünkü her yapılacak işin zaman aldığı gerçeğinin yanına her zaman kaybettiren şey aynı değerde olmuyor yani çay yapıp servis yapmakla teklif hazırlayıp müşteri ile sipariş hakkında konuşmak aynı değil hepsi aynı şirketi ileri götürmek için yapılan eylemler fakat değerleri farklı ama ikisi de zaman harcanarak yapılan eylemler.Yani sonuç olarak çalıştığınız şirkette size verilen ücret aslında sizin zamanını za verilen yani biçilen değerin karşılığı oluyor.Yapılan işin zaman karşılığı size para olarak dönüyor.Bu gerçeği nasıl değiştirebiliriz.Bu bir denklem ve bir dizi paradoxlar ile anlatılabilir fakat kestirmesi şu kitap okumak bilgi birikiminizi arttırmak ve en önemlisi zamanınızı en etkin ve en değerli bilgileri öğrenmek için harcamakla değiştirebilirsiniz bir de yabancı dil öğrenmek var bu konu çok hassas . Kimisi anlıyorum konuşamıyorum der kimisi bu dil bana çok yabancı der , der de der ama şu gerçeği atlamak istemem.' İstemek ' bu kelime inanın sizi uzaya bile çıkartır istemek kelimesi tabi görünen yüzü .
İstemek , inanç , başarma arzusu , etkilenmek , yapılacak eylem ne olursa olsun saygı duymak ve inatçılık mı dersiniz yoksa kafaya mı takmak dersiniz bilemem ama kancayı atıp ısrarcı olmalısınız bu sizin vucudunuza salgıladığınız hormonlara haydi kalkın uçuşa geçiyoruz demekle eş değer bir şey .
Birde unutmadan kitap okuma konusu var bu konuda herkesin mutlaka ilgi alanlarına göre mutlaka ama mutlaka okuması gerektiği gerçeğini destekler nitelikte.Okuyun dergi , kitap ( konusu ne olursa olsun ) ilgi alanlarınızı daha keşfedememişler içinse sıradan bir kitapla başlayın yada dergiyle yada gazete yada makale ile sonra sıkılınca başka bir konuya yada türe geçin sıkıldıkça değiştirin belli bir süre sonra beyniniz bu verileri toparlayıp size anlamlı gelen doneleri işlemeye başlayacak ve belli bir süreden sonra sadece ilgi alanınız sizi direk gidip o türle alakalı şeylere yönlendirecek yani açık denizde sürekli farklı yönlere devam ederse gideceği yerler değişecektir.Gittiği farklı yerler mutlaka bir rota sizi kendine yönlendirecektir.ya tüme size varacaksınız verdiğiniz rotalarla yada o yanlış rotalar sizi kendinizin çizdiği yanlış rotaların doğruluğuna çıkaracak bu 2 durumun dışındakiler varsayımımızın dışında yer alıyor tabi çok yönlü çok sonuçlu ilişkiler dizileri mutlaka olacaktır.Edebi , ilmi , iktisadi  yada diğer konularda dilediğiniz kadar okuyun değerli bilgiler sizin kişiliğinizde nasıl etkiler yaratacağını ve düşünce yapınızın nasıl değiştiğini göreceksiniz.Zaman konusundan okuma konusuna geldik. Zaman değerli olduğu için bu zaman diliminde boş kalan yerlere hangi bilgileri nasıl koyacağımızı da bir sonraki yazı dizisine saklamayı uygun gördüm. Bu arada bana istediğiniz her konuda fikirlerinizi yazmanızı istiyorum.Zamanınızın bir kısmını ayırırsanız etkileşimlerden oluşan yeni düşünce ve fikir alışverişi buna inovasyon sinerji gibi tanımlarda konuluyor ben serbest fikir alışverişi diyorum etkili ve iyi bir zamanı kullanım sistemi olacağını düşünüyorum.Herkese selamlar saygılar.
Mail adresim : yakupbilgin@gmail.com